Ankara Anlaşması

     12 Eylül 1963

    Altı Batı Avrupa ülkesinin aralarında imzaladıkları Roma Antlaşması'nın 1958 yılında yürürlüğe girmesinin ardından, 15 Temmuz 1959 tarihinde Yunanistan, 31 Temmuz 1959 tarihinde de Türkiye Topluluğa katılmak için müracaat etmiştir.

    Türkiye"nin ivedilikle AET'ye bağlanma isteğinin iki önemli nedeni bulunduğu, zamanın Türk yetkililerince aşağıdaki şekilde açıklanmıştır:

    "Türkiye, uzun dönemde, Batı Avrupa"da kurulabilecek siyasal bir birliğin dışında kalmak istememektedir. Öte yandan, Türkiye, gümrük birliği içinde Yunanistan’a verilecek ticari tavizlerden de yoksun kalmamak amacındadır".

    Türkiye ile AET arasındaki görüşmeler dört yıl sürmüş ve taraflar arasında bir "ortaklık" kurmuş olan Ankara Anlaşması, 12 Eylül 1963’de imzalanarak, 1 Aralık 1964 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir.

    Ankara Anlaşması’nın Amacı ve İlkeleri

    İmzalandığı yer dolayısıyla Ankara Anlaşması olarak bilinen Ortaklık Anlaşması’nın amacı 2 nci maddesinde ortaya konulmuştur: "Anlaşma’nın amacı, Türkiye ekonomisinin hızlandırılmış kalkınmasını ve Türk halkının istihdam seviyesinin ve yaşama şartlarının yükseltilmesini sağlama gereğini tümü ile gözönünde bulundurarak, taraflar arasındaki ticari, ekonomik ilişkileri aralıksız ve dengeli olarak güçlendirmeyi teşvik etmektir." (Madde 2/1)

    Anlaşma’nın ilkeleri ise giriş bölümünde sıralanmaktadır.

    • Hızlandırılmış bir ekonomik kalkınma ve uyumlu bir biçimde ticaretin arttırılması ile Türk ekonomisi ve Topluluk üyesi devletler ekonomileri arasındaki açığı kapatmak,
    • Türk halkı ile AT üyesi ülke vatandaşları arasında sıkı bağlar kurmak,
    • Türk halkının yaşam seviyesinin yükseltilmesi çabasına destek vermek suretiyle Türkiye’nin ileride Topluluğa "tam üye" olmasını kolaylaştırmak,
    • Roma Antlaşması’nın esinlendiği ülküyü birlikte izleyerek, barış ve hürriyet güvencesini pekiştirmek,

    Anlaşma’da, Türk ekonomisinin kalkınmasına yardımcı olmak üzere, Topluluğun, belli bir sürede Türkiye’ye ekonomik yardımda bulunmasının gerekliliği de ayrıca vurgulanmaktadır.

    Ankara Anlaşması’nın Kapsamı

    Yukarıda belirtilen amaç ve ilkeleri gerçekleştirmeyi hedef alan Ankara Anlaşması; Esas Anlaşma (33 Madde), Geçici Protokol (11 Madde), Mali Protokol (9 Madde), Son Senet ve işgücü konusunda taraflar arasında teati edilen mektuplardan oluşmaktadır. Ankara Anlaşması’na ayrıca, bir adet Niyet Bildirisi; iki adet Yorum Bildirisi ve F. Alman Hükümeti’ne ait iki Bildiri eklenmiştir.

    Bu belgeler içinde ağırlık "Esas Anlaşma" da olup, bu Anlaşma ile; ortaklık ilişkisinin amacı, gümrük birliğinin esasları, tarım, malların, kişilerin, sermayenin ve hizmetlerin serbest dolaşımı, ulaştırma, rekabet, mevzuat ile ekonomik ve ticari politikaların uyumlaştırılması, ortaklık organları, Türkiye’nin tam üyelik imkanları, ortaklık ilişkisinde çıkabilecek uyuşmazlıkların çözümü gibi konular hükme bağlanmıştır.

    Madde 2(2) de ise, gösterilen amaçlara erişilebilmesini teminen taraflar arasında bir gümrük birliğinin gittikçe gelişen şekilde kurulmasını öngörülmektedir. Bu çerçevede, gümrük birliğine ulaşılması üç aşamalı bir takvime bağlanmıştır.

    Anlaşmaya ek iki Protokol, ortaklık ilişkisinin hazırlık döneminde AT’nun tek taraflı olarak Türkiye’ye tanıdığı ticari ve mali ayrıcalıkları tanımlamaktadır.

    Geçici Protokol (Protokol No 1) Türkiye için önem taşıyan dört ana ihraç malı (tütün, kuru üzüm, kuru incir, fındık) ile ilgili olarak AT’nun tanıdığı ayrıcalıklara ilişkin ayrıntılar ile hazırlık döneminden geçiş dönemine geçişi sağlayacak koşul ve süreleri belirlemektedir.

    2 no’lu Protokolü oluşturan Mali Protokol ise, Anlaşma’nın 3. maddesinde belirtilen ve hazırlık dönemi içinde Türk ekonomisinin kuvvetlendirilmesi suretiyle geçiş ve son dönem şartlarını yerine getirmesini teminen AET Konseyi tarafından 9 Mayıs 1963 tarihinde Türkiye’ye verilmesi kararlaştırılan 175 milyon ECU’lük kredi ile ilgilidir ve kredinin uygulama esaslarını içerir.

    Hukuki açıdan bakıldığında Roma Antlaşması’nın 238 inci maddesine dayanan Ankara Anlaşması, ortaklık ilişkisinin temel ilkelerini belirlemektedir. Ayrıntılar ise, daha sonra imzalanacak olan Protokollerle tespit edilecektir ki, Anlaşma’nın 30 ncu maddesine göre, bu Protokoller de Ankara Anlaşması’nın "ayrılmaz parçaları" olarak kabul edilmiştir.

    ANKARA ANLAŞMASI’NIN KAPSAMI

    A. İLKELER

    B. GEÇİŞ DÖNEMİNİN UYGULAMAYA KONMASI

    • GÜMRÜK BİRLİĞİ
    • TARIM
    • EKONOMİK NİTELİKTEKİ SAİR HÜKÜMLER

    C. GENEL VE SON HÜKÜMLER

    D. EKLER:

    • GEÇİCİ PROTOKOL
    • MALİ PROTOKOL

     

    Ankara Anlaşması’nın Yürürlüğe Girmesi

    Ankara Anlaşması, 12 Şubat 1964 tarihinde GATT’ın onayına sunulmuş; Topluluk üyesi ülkeler ile Türkiye’nin Parlamentolarında da onaylandıktan sonra, 1 Aralık 1964 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

    Ankara Anlaşması, Türkiye’nin Topluluğa tam üye sıfatıyla katılabilmesi yolunu açık tutmakta ve yürürlük süresine ilişkin bir hüküm de taşımamaktadır. Bir diğer deyişle, Anlaşma’nın fesih hükmü yoktur. Bu nedenle, Anlaşma, amaçları gerçekleşene kadar yürürlükte kalacaktır.

    Ankara Anlaşması’nın Dönemleri

    Ankara Anlaşması, Türkiye ile Topluluk arasında hazırlık, geçiş ve son dönem olarak adlandırılan üç kademede tamamlanacak bir ortaklık ilişkisi kurmaktadır.

    Hazırlık döneminde Türkiye-AET ilişkilerinin geliştirilmesi bakımından, Türkiye herhangi bir yükümlülük üstlenmemekte olup, geçiş dönemi ve son dönem boyunca üstleneceği yükümlülükleri yerine getirebilmesi için Topluluğun yardımı ile ekonomisini güçlendirmesi öngörülmüştür. Bu dönem içinde kullanılmak üzere, Türkiye’ye 175 milyon ECU tutarında kredi de sağlanmıştır (I. Mali Protokol). Bu dönemin en az 5, en çok 10 yıl sürmesi öngörülmüştür.

    Hazırlık döneminin uzatılmış süresi içinde, Türkiye’nin isteği üzerine bir sonraki dönemin (geçiş dönemi) koşullarını, süre ve sıralarını belirlemek üzere Topluluk ile yeniden müzakerelere başlanmış ve 23 Kasım 1970 tarihinde Katma Protokol imzalanmıştır. Üye ülkelerin Parlamentoları tarafından onaylanması gereken Katma Protokol’ün ticari hükümleri, onay işlemlerinin zaman alabileceği düşüncesiyle, ayrıca aktedilen Geçici Anlaşma ile 1.9.1971 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu Anlaşmayla hazırlık dönemi sona ermiş ve geçiş dönemi fiilen başlamıştır.

    Ancak, geçiş döneminin hukuken başlaması, Katma Protokol’ün 1 Ocak 1973 günü yürürlüğe girmesiyle olmuştur. Bir diğer ifadeyle, gümrük indirimlerinin gerçekleştirilme amacına yönelik Topluluk yükümlülükleri 1971’de, Türkiye’nin bu alandaki yükümlülükleri ise, 1973’te başlamıştır.

    Geçiş döneminin amacı, karşılıklı ve dengeli yükümlülükler esası temelinde gümrük birliğinin, gelişen bir şekilde yerleşmesini sağlamak ve Türkiye’nin ekonomi politikalarını Topluluğun ekonomi politikalarına yaklaştırmaktır (Madde 4/1). Bu dönemin en fazla 12 yıllık bir süreyi kapsaması öngörülmüştür.

    İngiltere, İrlanda ve Danimarka’nın AET’ye 1973 yılında "tam üye" olarak katılmaları üzerine, Katma Protokol rejimi bir Tamamlayıcı Protokol’la (30 Haziran 1973) bu üç ülkeye de genişletilmiş (uyum sağlanmış) ve Tamamlayıcı Protokol’ün ticari hükümleri bir diğer geçici anlaşmayla, 1 Ocak 1974 tarihinde yürürlüğe konulmuştur.

    Ankara Anlaşması’nın Katma Protokol ile düzenlenen Geçiş Dönemi’nin tamamlanmasını izleyen dönemde ise, "Son Dönem" başlamaktadır. Bu dönem Türkiye ile AET arasındaki Gümrük Birliğine dayanır. Bu dönemde, tarafların ekonomi politikaları arasındaki eşgüdümün güçlendirilmesi sağlanacaktır. Ankara Anlaşması, son dönem için bir süre saptamamış, bunu Madde 28 ile taraflara bırakmıştır:

    "Anlaşma’nın işleyişi, Topluluğu kuran Antlaşma’dan doğan yükümlülüklerin tümünün Türkiye tarafından üstlenilebileceğini gösterdiğinde, Akit Taraflar, Türkiye’nin Topluluğa katılma olanağını inceleyeceklerdir".

    ORTAKLIK İLİŞKİSİNDEKİ DÖNEMLER

    A. ANKARA ANLAŞMASI (1964), ORTAKLIK İLİŞKİSİNİ;

    • 5 YIL SÜRECEK BİR HAZIRLIK DÖNEMİ (UZATMALARLA 10 YILA ÇIKABİLECEK),
    • 12 YIL SÜRECEK BİR GEÇİŞ DÖNEMİ (BAZI İSTİSNALARLA 22 YILA ÇIKABİLECEK),
    • TAM ÜYELİĞİN ŞARTLARININ MÜZAKERE EDİLECEĞİ SON DÖNEM

    ÇERÇEVESİNDE ÜÇ AŞAMALI BİR SÜREÇ OLARAK ÖNGÖRMEKTEDİR.

    B. KATMA PROTOKOL (1973), ORTAKLIK SÜRECİNİN GEÇİŞ DÖNEMİNE DOLAYISIYLA GÜMRÜK BİRLİĞİNE İLİŞKİN ŞARTLARINI BELİRLEYEN BİR ANLAŞMADIR.

    C. 1/95 SAYILI TÜRKİYE-AB ORTAKLIK KONSEYİ KARAR METNİ (1995), GÜMRÜK BİRLİĞİ’NİN TAMAMLANMASINA İLİŞKİN ŞARTLARI BELİRLEYEN BİR KARAR METNİDİR.

     

    TÜRKİYE-AT ORTAKLIK ORGANLARI

    A. TOPLULUK İLE ARAMIZDAKİ ORTAKLIK İLİŞKİSİNDE SÜREKLİLİĞİ SAĞLAMAK VE SORUNLARIN ÇÖZÜMÜNE UYGUN ZEMİNLERİN YARATILABİLMESİ İÇİN:

    • DANIŞMA ORGANI OLARAK TÜRKİYE-AB KARMA PARLAMENTO KOMİSYONU,
    • KARAR ALMA ORGANI OLARAK ORTAKLIK KONSEYİ,
    • TEKNİK DÜZEYDE ORTAKLIK KOMİTESİ VE
    • GÜMRÜK İŞBİRLİĞİ KOMİTESİ,

    OLUŞTURULMUŞTUR.

    B. 1/95 SAYILI TÜRKİYE-AB ORTAKLIK KONSEYİ KARAR METNİNİN 50-51 INCİ MADDELERİ UYARINCA BİLGİ VE GÖRÜŞ ALIŞVERİŞİ SAĞLAMAK, ORTAKLIK KONSEYİ’NE TAVSİYELERDE BULUNMAK VE GÜMRÜK BİRLİĞİ’NİN DÜZGÜN İŞLEYİŞİNİ TEMİNEN GÖRÜŞ BİLDİRMEKLE GÖREVLİ BİR TÜRKİYE-AB GÜMRÜK BİRLİĞİ ORTAK KOMİTESİ TESİS EDİLMESİ KARARLAŞTIRILMIŞTIR.

    Ortaklık Organları

    Ankara Anlaşması’nın 6 ncı maddesi, ortaklık rejiminin uygulanmasını ve gittikçe gelişmesini sağlamak için Akit Tarafların bir "Ortaklık Konseyi" teşkil etmelerini; 24 üncü maddesi de, Ortaklık Konseyi’nin "görevlerinde kendisine yardımcı olabilecek her komiteyi" kurabileceğini öngörmektedir. Bu çerçevede kurulmuş Türkiye-AET ortaklık organları aşağıda sıralanmaktadır.

    1. Ortaklık Konseyi

    Ortaklık Anlaşması’nın 6 ncı maddesi, akit tarafların, ortaklık rejiminin uygulanmasını ve gittikçe gelişmesini sağlamak için Anlaşma ile verilen görevlerin sınırları içinde eylemde bulunacak Ortaklık Konseyi çerçevesinde toplanmalarını hükme bağlamaktadır.

    Ortaklık Konseyi, gümrük birliğinin gelişen şekilde yerleşmesi ve ortaklığın iyi işlemesi hedefiyle Türkiye’nin ekonomi politiklarının Topluluğunkine yakınlaştırılmasını ve gerekli ortak eylemlerin geliştirilmesini sağlamak için, Anlaşma kapsamına giren alanlara ilişkin hükümlerin uygulama koşul, usul, sıra ve sürelerini ve yararlı görülecek her türlü korunma kurallarını tesbit etmek üzere kurulmuştur.

    Türkiye-AET Ortaklığı’nın en önemli organı olan Ortaklık Konseyi’ne, Anlaşma ile belirtilen amaçların gerçekleştirilmesi için "karar alma yetkisi" verilmiştir. Taraflar, bu kararların yerine getirilmesinin gerektirdiği tedbirleri almakla yükümlüdür. Konsey ayrıca tavsiyelerde de bulunabilir (Ankara Anlaşması Madde 22/1). Konseyin karar alma yetkisi, Ankara Anlaşması’nın 22/3 ncü maddesindeki "Geçiş döneminin başlaması ile, Ortaklık rejiminin gerçekleşmesi yolunda, Anlaşma amaçlarından birine ulaşmak için, akit tarafların bir ortak davranışı gerekli görüldüğü takdirde, Anlaşma bunun için gerekli davranış yetkisini öngörmese bile, Ortaklık Konseyi uygun kararları alır" şeklindeki hüküm ile, geçiş dönemi esnasında özellikle arttırılmaktadır.

    Ortaklık Konseyi Anlaşma’nın hedeflerini gözönünde tutarak, ortaklık rejiminin sonuçlarını belirli aralıklarla inceler. Bu incelemenin, Türkiye’nin geçiş dönemi ve son dönem boyunca kendisine düşecek yükümlülükleri üstlenebilmek için ekonomisini Topluluğun yardımı ile güçlendirmesi esasına dayanan hazırlık dönemi boyunca bir görüş teatisi sınırları içinde kalması öngörülmüştür (Ankara Anlaşması Madde 22/2).

    Ankara Anlaşması’nın 25 inci maddesi gereğince, akit taraflar, Anlaşma’nın uygulama ve yorumu ile ilgili olarak Türkiye’yi, Topluluğu, veya Topluluk üyesi bir devleti ilgilendiren her anlaşmazlığı Ortaklık Konseyi’ne getirebilir. Konsey, anlaşmazlığı, karar yolu ile çözebileceği gibi, Avrupa Toplulukları Adalet Divanı’na veya mevcut herhangi bir başka yargı merciine götürmeyi kararlaştırabilir. Taraflardan herbiri, kararın veya hükmün yerine getirilmesinin gerektirdiği tedbirleri almakla yükümlüdür.

    Ortaklık Konseyi, bir yandan Türk Hükümeti temsilcilerinden, öte yandan, AET Konseyi ile Komisyonu ve üye ülke hükümetlerinin temsilcilerinden oluşmaktadır. Ortaklık Konseyi Başkanlığı, altışar aylık süreler için Türkiye ile Topluluk temsilcilerinden biri tarafından, sıra ile yürütülür.

    Konsey, kararlarını oybirliği ile alır. Türkiye’nin ve Topluluk tarafının birer oyları vardır.

    Ortaklık Konseyi, iç tüzüğü gereğince, en az altı ayda bir defa Bakanlar düzeyinde toplanır. Bu oturumlar dışında Konsey, anılan Konsey üyelerinin temsilcileri düzeyinde biraraya gelir.

    Konsey Başkanı her oturumun geçici gündemini belirleyerek, taraflara, oturumun gerçekleşmesinden en az 15 gün önce iletir. Geçici gündem, oturumun gerçekleşmesinden en az 21 gün önce, oturumda ele alınması talebi ile Başkan’a ulaştırılmış olan hususları kapsar. Gündem, her oturumun başlangıcında, Ortaklık Konseyi tarafından kararlaştırılır. Geçici gündemde yeralan hususların dışında bir hususun gündemde yeralabilmesi, bir yandan Topluluğun ve üye devletlerin, öte yandan Türkiye’nin uzlaşmasına bağlıdır.

    Ortaklık Konseyi, görevlerinde kendisine yardım edebilecek ve özellikle Anlaşma’nın iyi yürütülmesi için gerekli işbirliğini sağlayacak bir Komiteyi kurma yetkisini haizdir. Nitekim, 1964 yılında yapılan Ortaklık Konseyi toplantısı ile Ortaklık Komitesi, 1965 tarihli bir toplantı ile de Karma Parlamento Komisyonu kurulmuştur.

    Ortaklık Konseyi, yukarıda açıklanmış bulunan yapısı ve yetkileri çerçevesinde, Türkiye-AET ilişkilerinin şekillendirilmesi ve yönlendirilmesi bakımından en etkin kuruluş olarak, siyasi konularda olduğu kadar, ekonomik ve ticari ilişkilerde de önem arz etmektedir.

    2. Ortaklık Komitesi

    Ortaklık Konseyi’nin 3/64 sayılı Kararı ile kurulmuş bir "yardımcı organ"dır. Yapısı Ortaklık Konseyi’ne benzeyen Komite’nin görevi, Ortaklık Konseyi’nin gündemini hazırlamak ve Ortaklık Konseyi’nin vereceği talimatlara uygun olarak, Ortaklık ilişkisiyle ilgili teknik sorunlar üzerinde incelemeler yapmaktır.

    Ortaklık Komitesi teknisyenlerden oluşan bir organdır. Komite’nin hazırladığı raporlar oylama yapılmaksızın doğrudan Ortaklık Konseyi’ne sunulur.

    3. Karma Parlamento Komisyonu (KPK)

    Ankara Anlaşması’nın 27 nci maddesi uyarınca oluşturulan Karma Parlamento Komisyonu, 14 Mayıs 1965 tarihli Avrupa Parlamentosu Kararı, 22 Haziran 1965 tarihli TBMM Kararı, 14 Temmuz 1965 tarihli Cumhuriyet Senatosu Kararları ve nihayet 27 Temmuz 1965 tarihli 1/65 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı’na dayanarak kurulan, ortaklığın "demokratik" denetim organıdır.

    KPK, TBMM ve Avrupa Parlamentosu’ndan 18’er üye olmak üzere toplam 36 üyeden oluşur ve yılda 2 kez toplanır.

    KPK’nun görevi, Ortaklık Konseyi tarafından hazırlanan yıllık faaliyet raporlarını incelemek ve ortaklığa ilişkin konularda fikir teatisinde ve tavsiyelerde bulunmaktır.

    4. Gümrük İşbirliği Komitesi (GİK)

    Gümrük İşbirliği Komitesi, Ankara Anlaşması’nın, Ortaklık Konseyi’ni, görevlerinde kendisine yardımcı olabilecek her Komite’yi kurmaya yetkili kılan 24 ncü maddesine dayanılarak 15.12.1969 tarihinde alınan 2/69 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı ile tesis edilmiştir.

    İlk toplantısını 28.10.1979 tarihinde gerçekleştiren ve 12.11.1982 tarihinde yaptığı 9 uncu toplantısından sonra 10 yıl süre ile toplanamayan Komite, 3 Aralık 1992 tarihinde gerçekleştirdiği 10 uncu toplantısından itibaren düzenli işleyen ve gümrük birliğinin tamamlanması sürecinde gümrüklerle ilgili teknik hususları ele alarak Ortaklık Konseyi’ne önemli ölçüde yardım sağlayan bir platform haline gelmiştir. Gümrük Birliği’nin tamamlanmasından sonra ise Komite, görev alanı çerçevesinde karşılaşılan teknik sorunların ele alınıp çözümler arandığı aktif bir zemin halini almıştır.

    Görevi, Ortaklık Anlaşması’nın gümrükle ilgili hükümlerinin doğru ve yeknesak bir şekilde uygulanması amacıyla akit taraflar arasında idari işbirliğini sağlamak ve Ortaklık Komitesi’nin gümrük alanında kendisine tevdi edebileceği her türlü diğer görevi yürütmektir. 1/95 sayılı Türkiye-AB Ortaklık Konseyi Kararı, Topluluk Gümrük Kodu ile Uygulama Yönetmeliği ile düzenlenen bazı alanlarda (ürünlerin menşei, gümrük değeri, gümrük beyanları, serbest dolaşıma giriş, askıya alma düzenlemeleri, gümrük borcu, başvuru hakkı, vb) mevzuat uyumunun sağlanması ve ilgili hükümlerin uygulanması için gerekli tedbirlerin alınması sorumluluğunu Gümrük İşbirliği Komitesi’ne vermiştir.

    Gümrük İşbirliği Komitesi, üye devletler gümrük uzmanları ve Komisyon servislerinin gümrük sorunları ile ilgili memurları ile Türk gümrük uzmanlarından oluşur.

    5. Gümrük Birliği Ortak Komitesi

    1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı, gümrük birliğinin işleyişiyle doğrudan ilgili alanlarda (ortak ticaret politikası, ortak rekabet politikası, gümrük mevzuatı vb.), Türk mevzuatının Topluluk mevzuatıyla sürekli uyumu ilkesini getirmiş ve bu ilkeyi hayata geçirmek için de "Gümrük Birliği Ortak Komitesi" adı altında yeni bir organ tesis etmiştir.

    Gümrük Birliği Kararı'nın 50/1. maddesiyle kurulan ve akit tarafların temsilcilerinden oluşan Gümrük Birliği Ortak Komitesi’nin başlıca ilgi alanı teknik konulardır. Ortaklık Anlaşmasıyla oluşturulan diğer kurumlar varlığını sürdürmeye devam edecektir.

    Gümrük Birliği Ortak Komitesi, bilgi ve görüş alışverişini yönlendirir, Ortaklık Konseyi’ne tavsiyelerde bulunur ve gümrük birliğinin doğru işleyişini sağlamak amacıyla görüş bildirir. Komite bazı konularla sınırlı olmak üzere, yeni bir mevzuat yaratmayacak ve Topluluk mevzuatında değişiklik oluşturmayacak teknik nitelikli kararlar alabilir.

    Gümrük Birliği Ortak Komitesi’nin temel fonksiyonu, Türkiye’nin gümrük birliğinin işleyişiyle doğrudan ilgili alanlarda öngörülen mevzuat uyumu ilkesine bağlı kalmasına yönelik bir danışma prosedürünün oluşturulmasıdır. Amaç, mevzuat ve uygulamalar arasındaki farklılık ve çelişkilerin, malların serbest dolaşımı ilkesini etkilemesini, ticarette sapma meydana getirmesini ve ekonomik sorunlara yol açmasını engellemektir.